Dün olanları arkadaşlarınıza anlatırken, birdenbire kedinizin gerçek bir şovmen olduğunu ve metro yolculuğunuzun Indiana Jones macerası gibi göründüğünü hissettiğiniz o anı biliyor musunuz? Endişelenmeyin, övünmenize gerek yok (belki birazcık); beyniniz sadece bir oyun oynuyor ve hikayenizi bir Netflix mini dizisine dönüştürüyor. Bilinçsizce ayrıntıları neden abarttığımızı anlamak için, gerçeğe benzersiz bir bakış açısı getirmeyi seven canlı hafızamızın, algımızın ve hayal gücümüzün karmaşıklıklarına daha derinlemesine inmemiz gerekiyor. Öyleyse, “Dökülen kahvede neredeyse boğuluyordum” versiyonunuzun bilinçli bir abartma girişiminden ziyade psikoloji ve bilinçaltıyla ilgili bir mesele olduğunu keşfedelim. Gerçekte, hikaye anlatımı asla gerçekliğin birebir kopyası değildir. Hafızamız bir video kamera gibi değil, her sahneyi kendine özgü bir şekilde yeniden düzenleyen ve yeniden yazan çılgın bir senarist gibi çalışır. Bozulma olarak bilinen bu fenomen, anıların zamanla değişmesine ve duygularımız ve hayal gücümüzle zenginleşmesine neden olur. Endişelenmeyin, bilinçli değil. Beyin, sadece gerçekleri tekrarlamak yerine, onlara anlam kazandırmaya, hikayeyi canlandırmaya ve bazen de izleyicinin dikkatini daha iyi çekmek için belirli ayrıntıları vurgulamaya çalışır. İşte bu, bilinçaltı hikaye anlatma sanatıdır!
Ces articles devraient vous plaire
Bir metni, yarısını bile unutmayacak şekilde nasıl tekrar edebilirsiniz?
Ezberlemeyi öğrenmek bir sanattır, özellikle de kritik bir anda takılıp kalmaktan kaçınmak istiyorsanız. İster bir sunum, ister bir konuşma, hatta bir düğün konuşması olsun (çünkü hepimiz bu durumların oldukça kaotik olabileceğini biliyoruz), metodik ve akıllıca…
Ces articles devraient vous plaire
Neden sonunda ayrılmaya karar vermeden önce sürekli aynı döngüde dönüp duruyoruz?
Hepimiz, bavullarımızı toplamaya hazır olduğumuz o büyülü anı biliriz; kafese kapatılmış bir ayı gibi, saldırmaya hazır bir şekilde oturma odasından, ofisten veya hatta ön kapıdan içeri gireriz. Bu fenomen sadece ertelemeyle ilgili bir hikaye değil;…
- Hafızanız hikayenizi nasıl şık bir şekilde yeniden yazıyor?
Ces articles devraient vous plaire
Konuştuğumuz kişinin beden dilini bilinçsizce nasıl taklit edebiliriz?
Muhtemelen siz de farkında olmadan, konuştuğunuz kişi gibi kollarınızı kavuşturmuşsunuzdur. Endişelenmeyin, telepatik bir maymun olmadınız! Bu olaya aynalama denir: başka bir kişinin beden dilinin bilinçsizce taklit edilmesi. Tıpkı mükemmel bir şekilde koreografisi yapılmış bir balede…
Hafıza, her şeyin aynı şekilde saklandığı basit bir veritabanı değildir. Dinamiktir ve süsleme dediğimiz şeye yanıt verir.
| Bilinçaltı, deneyimlerin gerçekte olduğundan daha canlı görünmesini sağlayan bir tür filtre görevi görür. Kısacası, beyin bir olayı zihninde yeniden yaşadığında, bazen orada olmayan ayrıntılar ekler veya duyguları daha iyi iletmek için belirli eylemleri güçlendirir. | Diyelim ki evden çıkarken kazağınızı unuttuğunuzu hatırlıyorsunuz, ama zihninizde tıpkı bir aksiyon filmindeki gibi hipotermi riski altındasınız. Bu değişmiş algı, bilinçaltında hikayeye daha canlı bir mesaj vermeye çalışan yoğun bir duygusal anıyla bağlantılı olabilir. Bilimsel açıklama, nöronların çalışma biçiminde yatmaktadır: bir hikayenin iletimini ve alımını optimize etmek için beyin, karşıdaki kişide yankı uyandıran ve onları etkileyen şeylere öncelik verir. | |
Ces articles devraient vous plaire
Arabada sanki bir dinleyici kitlemiz varmış gibi neden konuşuyoruz?
Hiç kendinizi arabada, her kelimenize kulak veren bir izleyici kitlesi varmış gibi konuşurken yakaladınız mı? Bu garip bir olgu: Tek dinleyici yolcu olsa bile –ya da daha kötüsü, boş yolcu koltuğu– TED konuşmalarında yer alabilecek…

